Bireysel psikolojiyle toplum ya da kitle psikolojisi arasında varolup, ilk bakışta bize pek önemli görünebilecek karşıtlık, konuyu biraz derinliğine ele aldığımız zaman, enikonu yitirir sivriliğini. Gerçi bireysel psikoloji tek insan üzerine eğilir ve onun içgüdüsel gereksinimlerine hangi yollardan doyum sağlamaya çalıştığını araştırır. Ama bunu yaparken, bireyin öbür bireylerle ilişkilerini ancak seyrek, yani ayrık koşullarda gözden uzak tutar. Dolayısıyla, bireysel psikoloji bu geniş, ama düpedüz haklı nedenlere dayanılarak genişletilmiş anlamda daha başından beri toplum psikolojisi kimliğini taşır.
Bireyin anne ve babasına, kardeşlerine, sevi objesine öğretmenine ve hekimine karşı tutumu, kısaca şimdiye kadar psikanaliz araştırılarının özellikle üzerine eğildiği ilişkiler, kendilerine toplumsal fenomenler olarak bir yaklaşımı gerektirir ve bu bakımdan, bizim bensevisel (narsistik) diye adlandırdığımız olaylara karşıt bir nitelik taşır; çünkü adı geçen olaylarda içgüdüsel doyum, başkalarının etkisinde» bağımsızlık içerisinde gerçekleştirilir ya da bu etkide yoksunluğa katlanılabilir.
Doğal bir bağ söz konusu edilemeyeceğine göre, bu özel koşullar altında kendini açığa vuran olayları, götürüp daha başka kaynaklara dayandıramayacağımız ayrı bir içgüdünün, yani başka durumlarda karşılaşılmayacak toplum içgüdüsünün herd instinct, group mind, dışavurumları diye görmek akla yakın bir davranıştır. Ancak, burada, sayı. faktörüne fazla önem verip, bu faktörün insanın ruhsal yaşamında genellikle etkinlik göstermeyen yeni bir içgüdüyü tek başına uyandırabileceğini doğrusu kolay benimseyemeyeceğiz.
Ancak gelişiminin başlangıç evresinde bulunmasına rağmen kitle psikolojisi henüz başı sonu görülmedik bir sorunlar kalabalığını içermekte, araştırıcıların karşısına şöyle doğru dürüst bir ayırım işleminden bile geçirilmemiş ödevler çıkarmaktadır. Kitle oluşumunda karşılaşılan değişik biçimlerin yalnız gruplandırılması ve bunlarda kendilerini açığa vuran ruhsal fenomenlerin tanımlanması bile enikonu bir gözlem ve anlatım, çabasını gerektirmekte ve şimdiden bu konuda zengin bir literatürün doğmasını sağlamış bulunmaktadır.
İşte bir tanımla başlamaktansa, kitle ruhunu yansıtan olaylara birkaç sözle değinerek, bunlardan incelememize çıkış noktası yapabileceğimiz pek dikkati çekici ve karakteristik bazılarım seçip üzerlerinde durmak bana daha uygun bir davranış görünüyor. Le Bon'un kendisine haklı bir ün sağlamış Kitle Psikolojisi adındaki kitabından çıkaracağımız bir özet yukarıda saptadığımız iki amaca da sanırım ulaştıracaktır bizi.
Durumu bir kez daha gözlerimizin önünde canlan...»»»